tom robbins etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tom robbins etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.8.09

Budala


Q-Jo'ya göre,tüm tarot destesi,yahut en azından yirmi iki Büyük Arkana kartı,Budala'nın macerası olarak yorumlanabilir.'Önemli bir düzlemde,' dedi Q-Jo, 'majör kartlar,bir arayış öyküsünün bölümleridir.İnsanlığın,anlayış ve yemden birleşme yolundaki evrensel arayışından söz ediyorum.Ve bu arayışın Budala'yla başlaması ya da bitmesi hiç önemli değildir;çünkü bu bir çemberdir zaten,sonsuza dek devam eden bir döngüdür.O saf genç Budala,uçuruma yuvarlanınca deneyimler dünyasına düşer.Onun yolculuğu gerçekte şimdi başlamıştır.Yol boyunca her türlü öğreticiyle ve ayartıcıyla-ayartıcılar da öğretmendir aslında- ve bir insanın büyüme,gelişme mücadelesi sırasında karşılaşabileceği her türlü zorlukla karşılaşır.Budala herkes olabilir; ama herkeste,Budala'yı oynayabilecek hikmet ve cesaret yoktur.Bir sürü insan, taşıdığı çıkında neler olduğunu bilmez.Ve hepsi de onu arayla satmaya dünden hazırdır.O çıkında,yaşam maceralarını kolaylaştırmak için ihtiyaç duyulan her türlü gereç vardır,ama açıp da içine bakmazlar bile.Bilinçsiz bir şekilde,biz kontrol dışı primatlar,hepimizin amacı esasen aynıdır;fakat şunu söyleyeyim sana ve buna inan:Amacına ulaşanlar sadece,yolculuk sırasında kendilerini budala yerine koydurmaya cesaret edebilenlerdir.

28.1.08

öLümden kaçmak


(...)

"Demek ölümden kaçtın," dedi Alobar. Çok memnun olduğu belliydi. Kudra'nın kaçışı, kendisinin iki kere Azrail'in elinden kurtuluşuna dair anılar getiriyordu aklına. Demek bu kadınla bir ortak yanı vardı. Devrim ve skandal sayılan bir şey bağlıyordu ikisini birbirine. Hem de davranış kurallarının en sınırında bir yerde. Böyle bağların en tatlı ve en sıkı olduğu yerde.


"Hayır," dedi Kudra. "Ben ölümden kaçmadım. İnsan nasıl kaçabilir ölümden? Hem niye istesin ki insan bunu? Ölüm bir kurtuluştur. Ben ölümden değil, Brahmanların ahlaksızlığından kaçtım."

"Saçma! Yani eğer Brahmanlar senin mücevherlerine değil de ruhunun ebediyete kavuşmasına ilgi gösteriyor olsalardı, dalacak mıydın o alevlere?"

"Şey... Ben alevden pek korkarım."

"Peki, diyelim ki suda boğularak ölmeni kararlaştırdılar. Ateşten kolay mı olurdu senin için?"

"Evet. Hayır. Ay, ne bileyim! Boğulmak hiç de hoş bir ölüm çeşidi değil."

"Hangisi hoş bir ölüm çeşidi?"

"Uykudayken ölmek herhalde. İhtiyarladıktan sonra. Çocukların büyüdükten sonra."

"Ya! Demek ihtiyarken ve uykunda, ha? Bir ömür boyu durmaksızın çalıştıktan ve kötü muamele gördükten sonra, ha? Peki, ihtiyar dediğin ne kadar ihtiyar yani? Hiç yeterince ihtiyarlar mı insan? Demek dulların acılı hayatını kabul edip kırk yaşında uyurken ölmeye razısın. Onun için bunu ateşe tercih ediyorsun. O seçenek sana açıktı. Ateş yerine onu seçebilirdin. Ama sen ondan da kaçtın."

(...)