Faust etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Faust etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.12.09

"Ben Yine Dünyanın Oldum"


FAUST: Eyvah!.. Sevimli gök ışığının bile, renkli camlardan bulanarak geçebildiği bir zindanda, bu uğursuz karanlık duvar deliğinde miyim hala! Kurtlarca kemirilmiş, tozlanmış kitap yığınlarının tavana kadar yükseldiği, sararmış kağıtların kuşattığı bu delikte miyim? Bardaklar, kutular ve dedelerden kalma kırık döküklerle ağzına kadar dolu şu odada mıyım hala! Bu da bir dünya ha! Bunun adına da dünya diyorlar öyle mi!.. Sonra da yüreğin neden korkularla burkuluyor ve neden anlaşılmaz bir acı bütün yaşama ataklarını önlüyor diye hala soruyor musun? Tanrı insanı canlı doğa içinde yaşasın diye yarattığı halde, seni dumanlar arasında, kokuşmuş hayvan iskeletleri ve ölü kemikleri kuşatıyor.
.
.
.
Aradığım burada ha?
İnsanların her yerde çile çektiklerini ve yalnızca bir-iki kişiyle sınırlı insanların mutlu olduğunu binlerce kitaptan mı öğreneceğim?
Boş kafatası, karşımda niye sırıtıyorsun?
Senin beyninin de, benimki gibi, bir zamanlar, acıyla günışığını aradığını ve akşam karanlığında gerçeği arama arzusuyla, yolundan çıktığını mı söylemek istiyorsun?
.
.
.
BÜYÜCÜ KADIN: Neredeyse delireceğim. Demek şeytan hazretlerini, yine burada görüyorum!
MEFİSTO: Kadın, bu adı ağzına almanı yasaklıyorum.
BÜYÜCÜ KADIN: Niye, ne yaptı size?
MEFİSTO: O çoktan masal kitaplarına geçti. Ama bu, insanların durumunu iyileştirmedi. Kötülükten kurtuldular, ama kötüler yine yerinde kaldı. Bana, Baron hazretleri dersin, olur biter. Ben de diğer soylular gibi soyluyum. Bundan şüphe edemezsin. Bak işte şu sancak, şu da arma.
.
.
.
FAUST: Zavallı şeytan, ne verebilirsin ki bana?

29.3.08

Zavallı Şeytan




Zavallı şeytan, bana ne verebilirsin ki?
Yükseklere göz dikmiş insan bilincini, senin gibiler kavrayabilir mi hiç?

Sendeki gıda doyurmaz insanı,
Elindeki kızıl altın, civa gibi, avcun içinden kayar gider..

Senin kumar masalarında kimse kazanmaz,

Daha sarılırken başkalarına bakar senin göndereceğin kızlar..

Vereceğin itibarın tanrısal gururu, kuyruklu bir yıldız gibi,

Kayar gider;


Bunları mı sunacaksın?

Göster bana bakalım,

Koparılmadan çürüyen meyveyi,

Hergün yeniden yeşillenen ağacı!